Olan Biten

Alma omuzun ahını, çıkar aheste aheste

Yalansavar’ı veya Trepanasyon’u takip ediyor, podcastlerimizi dinliyor veya twitter paylaşımlarımı izliyorsanız fark etmiş olabilirsiniz: son beş hatta altı aydır epey sessizim. Oysa bu yıl için pekçok plan yapmıştım. Yalansavar podcastlerini daha düzenli hale getirecek, Trepanasyon için daha çok yazı yazacak hatta belki bir Youtube kanalı açacak ve ne zamandır hayalimde olan ilk kitabımı yazmaya başlayacaktım.

Ne güzel demiş her kim demişse: “Hayat, siz gelecek için planlar yaparken başınızdan geçenlerdir.”

Aynen de böyle…

Bütün planlar, hedefler yıllar içinde yapılmış anlık salaklıkların birleşip öcünü alması ile kısmen rafa kalktı, kısmen de ertelendi.  Neyse ki artık ufaktan kendi rutinlerime dönmeye başlıyorum, bu vesile ile başımdan geçen bu deneyimi de dökümante edeyim benzer süreçten geçen varsa belki yardımcı olur diye düşündüm. Bir yandan da yeni içerik bekleyen Yalansavar ve Trepanasyon takipçilerine günah çıkartmış olayım vesileyle.

Eylül ayında, evde Cüneyt musluk tamir ederken ona yardım ediyordum. Banyo küvetinin sıkışmış inatçı musluğunu ben daha da inatçıyım edasıyla kolumu saçmasapan bir açıyla çevirip son hızla bastırınca inatçı musluk yerine girdi… girmesine de o girerken benim sağ omzum da soketinden çat diye bir sesle çıkıverdi!  Daha önce basketbol oynarken omuzum çıktığı için aşina olduğum bir hadise, ama gene de aniden gelen şiddetli ağrıyı unutmuşum. Kolum çıktğı için haliyle kilitlendi, ben de can havliyle sol elimle sağ koluma manevra yaptırıp ikinci bi çat sesiyle sokete geri oturttum. Sonra ağrıdan bayıldım.

Birkaç gün ağrı çektikten ve ağrının şiddetinin standart bir bağ dokusu zedelenmesinden fazla olduğuna kanaat getirdikten sonra doktora gittim. Doktorum önce röntgen çekelim kırık vs olmadığından emin olalım dedi, çektik. Röntgen sonucunu email yoluyla beklerken toplantı ortasında çalan telefonumda doktorumun adını görünce ters giden bir şey olduğunu anladım zaten. Dışarı çıkıp telefonu açtım:

  • Doktor: Sen ağrının çok fazla olmadığından, işe gidecek kadar olduğundan emin misin?
  • Ben: Yani ağrıyor tabi de, o kadar değil. Araba kullandım, işteyim hatta şu an…bir şey mi var röntgende?
  • Doktor: ….. *sessizlik*….. e, şey röntegende omuzun hala çıkık görünüyor, bence MR çekelim.
  • Ben:…. ne?!….. nasıl ya?!

Neyse, uzun lafın kısası MR çekilip muhtelif doktorları gezdikten sonra anlaşıldı ki ben omuz eklemini sağlam şekilde haşat etmiş, kıkırdağı iki yerden yırtmışım. Eklem laçka olduğundan humerus başı lambur lumbur geziyor, röntgendeki o acaip görüntü de ondan.

Ortopediste gittim. Bana iki seçeneğim olduğunu, ya fizik tedavi ile güçlendirip böyle idare edebileceğimi ama %80 tekrar çıkacağını o nedenle hareketlerimi kısıtlamam gerektiğini, ya da cerrahi tamir yapabileceklerini ve eskiye dönebileceğimi söyledi. Tabi ki ikinci seçeneği seçtim, ama sürecin bu kadar uzun ve yorucu olacağını da tam anlamamıştım.

11 Aralık günü omuz ameliyatı oldum. Teknik adıyla “Artroskopik Bankart ve SLAP tamiri”. Adından pek anlaşılmıyor ama yapılan şu: Omuza üç küçük delik açıp oradan eklem içine giriyorlar. Buradaki parçalanmış kıkırdakları traşlayıp temizliyor, eklem yüzeyini oluşturan kemiğe bir çapa saplayıp ucundaki iplikle yırtılan kıkırdakları dikip birleştiriyorlar.

Ben uyurken omuz içinde olan bitenler….

Uyandığımda sağ koluma neredeyse gövdem kadar büyük yastıklı dev bir kol askısı takılıydı. İlaveten sağ kolumun ne varlığını ne herhangi bir acıyı hissediyordum. Bunda tabi ameliyattan önce hem ameliyatın hem de post op ilk günün rahat geçmesi için direkt kol sinirime yaptıklar sinir bloğunun azımsanmaz etkisi var. Biraz kendime gelip hareket etmeye başlayınca çıkıp eve geldik. Eve gelirken yanımıza hem ağrı hem kanama kontrolü için bir buz makinası verdiler. İçine buzlu su konan bir haznesi olan ve bu suyu küçük bir motor yardımıyla omuz etrafına takılmış bir manşon içinde dolaştıran bir makine buz makinası, aynı zamanda sonraki bir ay boyunca en yakın arkadaşım ve şu dünyada en sevdiğim cihaz haline geldi.

Mavi buz makinam ❤

Daha önce ameliyat oldum birkaç kez, ama hiç bu kadar ağrılı ve hayatı bu kadar kısıtlayan bir ameliyat geçirmemiştim. Omuz, eklem ve kemik ağrısı bambaşka imiş gerçekten. Bir yandan narkotik ağrı kesiciler, bir yandan buz makinesi ile yatakta etrafımda yastıktan bir duvar ile uyuyabildim günlerce. yastık duvar derken abartmıyorum, akşam yatağa girerken kendimi adeta drakula filminde tabut içine yatan vampir gibi hissediyordum. Uyurken yanımda harıl harıl çalışan ve kolumu buz gibi soğutan buz makinası da cabası…

Omuz ameliyatının bir başka sıkıntısı, hele dominant kolunuzda olduysanız yapabileceğiniz iş sayısının sıfıra inmesi. Giyinmekten diş fırçalamaya kadar her şey bir macera. İnsan dominant olmayan elinin ne kadar zayıf ve işe yaramaz olduğunu bir kez daha anlıyor. İnanmazsanız dominant olmayan elinizle diş fırçalayın ve görün.

Ağrı kısmı bir kenara bir de bu ameliyatın bir fizik tedavi derdi var. Omuz eklemi çok hareketli bir eklem olduğu için uzun süre hareketsiz kalması fonksiyon kaybına neden oluyor. Üstüne bir de ameliyatta sıkılaştırılan eklem kapsülünün verdiği kısıtlama da olunca, doktorlar ameliyattan birkaç gün sonra tüm o çılgın ağrılara rağmen fizik tedaviye başlanmasını istiyorlar. Fizik tedavi seanslarının bir işkence olduğunu söyleyebilirim. Bir yandan yapılan tamiri bozmamak için çok temkinli olmak, bir yandan omuz donmasın diye hareket ettirmek bir kabus. Neyse ki üzerine buz makinası var ve egzersizlerden sonra dört gözle beklediğim an buz makinasına yeniden kavuşma anı idi.

Bu sefil durumda olunca haliyle bir ay işe gitmedim. Bir ayın sonunda yavaş yavaş önce evden sonra kısıtlı sürelerde çalışmaya başladım. Bilgisayarda bir şey yazmam ise çok daha uzun zamanımı aldı. Kolumun hareket kabiliyeti ve gücü aradan beş ay geçmesine rağmen hala normale dönmedi. Bu arada 11 Aralık’tan beri HER GÜN 1-1.5 saat fizik tedavi yaptığımı da ekleyeyim. Omzum hala ağrıyor, hala dış rotasyon ve pek çok düzlemde hareket kısıtlılığım var, hala işi gücü bırakıp saatlerce omuz egzersizi yapmam gerekiyor her gün.

Kısaca epey sıkıldım…. sene ortasına geldik neredeyse ama bu yıl yapmak istediğim, yazmak istediğim hiç bir şeyi de yapamadım daha.  Bu yazıyı bitirince gene kalkıp egzersiz yapacağım hatta…

İyi tarafı, her geçen gün daha iyiye gidiyorum. Günlük aktivitelerin çoğunu artık yapabiliyorum, egzersizleri düzenli yaptıkça kolumdaki saçma açı da yavaş yavaş normale dönüyor. Bir de tabi bu durumun geçici olduğunu biliyorum, zira bu ameliyatı ya da benzerini geçiren herkes benzer süreçlerden geçmiş. Çoğu arkadaşım rotasyon egzersizlerini yaparken nasıl avaz avaz bağırdığını, nasıl ancak bir yılın sonunda kol hareket kabiliyetinin normale döndüğünü söyledi. O nedenle moralim yerinde en azından sıkılmış olsam da.

Bundan sonra yazı yazmaya başlayabilirim diye düşünüyorum. Beklenmedik bir şey olmadıkça yakın zamanda Yalansavar podcastlerine de devam edeceğiz diye umuyorum.

Kısaca buralardayım ve iyiyim.

İnsan yaşı gençken bana hiç bir şey olmaz diye düşünüyor. Yaşınız benden gençse size önerim eklemlerinize iyi bakın. Özellikle hor kullanılan omuz ekleminin intikamı gerçekten de korkunçmuş!

Yeni yazılarda ve umuyorum daha sık görüşmek dileğiyle….

Yorum yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.