Vakit-sizlik 1


Bugün epey bir günden sonra iş haricinde birşeyler yapmak için bilgisayar başına oturdum ve ufak tefek hard disk temizlik işlerini yapıp bir yandan online aktivitemi düşürdüğüm son bir haftada neler olmuş diye bakarken şu şahane karikatürü gördüm, buradan paylaşmak istedim.

comicbusy

 

Hepimizi ne güzel özetliyor değil mi?

Çoğumuz kafamızda binbir hayal, yapmak istediğimiz binbir hobi dururken son derece zaman alıcı, kısa dönemde oyalayıcı ama uzun dönemde bize hiç bir katkısı olmayan şeyler yapmayı seçiyoruz. Diğer zor bir yol çünkü, emek harcamak lazım, zaman ayırmak lazım.  Harcadığınız zaman sınırlı olunca yapabildiğiniz hobi de bir dereceye kadar çıkıyor ancak. Bir yandan iş, bir yandan ev arasında mekik dokurken ne dünyayı gezmek mümkün (yıllık izin problemi), ne de virtüöz müzisyen olmak.

Sanıyorum 2005 yılından itibaren evimden televizyon yok. Hatta oldukça uzun bir süre TV cihazım da yoktu, kullanmadığım için alma ihtiyacı hissetmemiştim. Arkadaşlarımın çoğunu  epey garipsedikleri bir durumdu uzunca bir süre. Öğlen sohbetlerinde konuşulan Türk dizilerinden, dizilerle ünlü olan sanatçıların kimliğinden hiç haberim olmadı. Hatta hiç unutmuyorum, LCD TV’lerin ilk çıktığı zamanlar, yanılmıyorsam 2007 yılında para biriktirip en büyük hayallerimden biri olan kuzey ışıklarını görmeye İsveç’e gitmiştim. İşyerinden ayni pozisyonda bir arkadaşım ima ile “Bunu yapabildiğine göre maaşın epey iyi olmalı” diye serzenişte bulunmuştu. Kısa bir sohbet sonunda geçen ay kendi aldığı LCD TV’nin benim yaptığım seyahatten daha pahalı olduğunu fark edince epey şaşırmıştı hatta…

ABD’ye yerleşince bir TV cihazı aldık. Hala TV yayınımız yok, cihaz çoğunlukla oyun oynamaya, bazen de film seyretmeye yarıyor. Film haricinde seyrettiğim bir ya da iki dizi de var, ama kaplumbağa hızında gidiyoruz resmen. Game of Thrones’un bir sezonunu resmen bir yılda bitirdik neredeyse.  Binge watching yapmayı sevmiyorum, zaten senelerdir oturup uzun birşey seyretmediğim için birkaç saat TV başında oturduktan sonra sıkılıyorum, günlerce tekrar oturmuyorum. Ama itiraf edeyim ki oyun için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Kafam yorgunsa, iş çok yoğunsa kafamı en iyi boşaltan şey oyun oynamak sanırım. O zaman zamanı unutup aynı yukarıdaki adam gibi hissediyorum kendimi. Hadi şu görevi de bitireyim, şu mağaraya da gireyim derken saatler fark etmeden akıyor. Bu aralar da bu moddayım.  Çalıştığım işyeri ile ev arasındaki mesafe 70 km olunca, hafta arası eve gelince ne okumaya ne yazmaya halim kalıyor, kendimi oyuna veriyorum. Öyle olunca da bu aralar fazla yeni yazı, makale çıkmıyor haliyle. Projeler kafada birikiyor, biriktikçe  gözümde büyüyor, büyüdükçe yeni projeye başlama enerjim gittikçe daha da azalıyor…

Dur bakalım, bu karikatür beni kendime getirir belki…

Ama önce gidip Dragon Age’de bir level daha atlayayım!

 

 

 


Leave a Reply

One thought on “Vakit-sizlik

  • Umut Barış Saral

    Merhaba Işıl Hanım,

    Bildiğim kadarıyla Ege Tıp’tan mezunsunuz. Ben de Ege Tıp’ta 1. sınıfta okuyan bir öğrenci olarak sizin özellikle Yalansavar’da yazdığınız yazıları takip etmeye çalışıyorum. Hatta iki sene önce lisedeyken tetragametik kimerizm ile ilgili bi ödevim için sizle irtibata geçmiştim yazınızdan görerek. Okuduklarımdan bildiğim kadarıyla Amerika’da yaşıyorsunuz ve orada çalışıyorsunuz. Benim de hedefim ileride yurtdışında çalışmak. Bu konuda ve ayrıca eğitimim konusunda verebileceğiniz herhangi bir tavsiye var mı? Şİmdiden teşekkürler ve bu mesajı yazdığım saate göre iyi akşamlar 🙂

    Not: Ayrıca İzmirliymişsiniz. Ben de bir İzmirli olarak size İzmir’den selamlarımı yolluyorum. Eğer şu an Amerkada’ysanız özlemişsinizdir belki İzmir’i.