Arkadaşlar arasında sıklıkla ne zaman karşı görüşten biri ile tartışamaya oturulur konusunda sohbet ediyoruz. Çoğu zaman farklı düşünen biriyle fikir cimnastiği yapmak hatta dozunda tartışmak faydalı, insanın hem kendi bakış açısını derinden incelemesi hem de farklı bakış açılarını görmesi açısından yararlı bir aktivite.  Hatta kimi zaman -eğer önyargılarımızdan yeterince sıyrılabilir ve tartıştığımız konuda bizim hatalı, karşımızdakinin haklı olabilme ihtimali de […]

Tartışmaya girmemek…   Yeni !


  Henrietta’nın hikayesini ilk defa bundan 4 yıl kadar önce, Rebecca Skloot’un kaleme aldığı müthiş bir kitap olan The Immortal Life of Henrietta Lacks kitabından okumuştum. O günden beri her tıpta yeni bir çığır açan buluş haberi okuduğumda ve her kırmızı oje sürdüğümde aklıma Henrietta geliyor, hüzünleniyorum. Henrietta Lacks, bugün dünyadaki hemen her laboratuvarda kullanılan ve kanserden bulaşıcı hastalıklara kadar pek çok […]

Ölümsüz Henrietta



1
Yurtdışında yaşayan herkesin arada başına gelen bir durum, memleket yemeklerine olan özlem. Yemek yapmayı sevdiğimden genelde klasik anne/tencere yemekleri konusunda bir sıkıntımız yok, zaten hemen hepsini oldukça rutin şekilde yapıyorum. Ama arada evde yapılmayan şeylere de aşerdiğimiz oluyor. Pide de bunlardan biri. Burada pek çok Türk/Akdeniz restoranında pide denedik, nedense bizim memleket pidelerinin tadı yok. Ya kıyması farklı, ya baharatı. Birkaç […]

Kıymalı Pide


Ölüm belki de insanoğlunun en korktuğu ama bir yandan da en çok kafa yorduğu fenomenlerden biri. Hepimizin başına eninde sonunda gelecek olması kadar, sonrasındaki bilinmezlik de tarihler boyu her kültür ve her inançtaki insanın kafasını meşgul etmiş, ölümle ilgili hemen her konuya biraz hayret, biraz ürpertiyle bakılmış. Ölümle ilgili belki de en hayret verici fenomenlerden biri Lazarus refleksi. Beyin ölümü […]

Kalk, Lazarus



Trepanasyon, tıp tarihinin en tuhaf, en acaip uygulamalarından biri. Eh, öyle olunca yeni başladığım ve tıp ve bilim tarihinden hikayeler anlatacak Trepanasyon isimli Medium yayınına isim annesi/babası olmayı hak ediyor doğrusu. Trepanasyon, “basit cerrahi araçlar kullanarak kafatasına delik açmak” anlamına gelen bir terim. Etimolojisi Yunanca’ya dek uzanıyor. Eski Fransızca’ya Latince’den geçen trepan kelimesinin kaynağı trypanon, Yunanca’da “kazıcı, oyucu” demek. Bugün, bu […]

Trepanasyon


  Bugün itibariyle Medium üzerinde yeni bir blog projesini hayata geçirmeyi planlıyorum: Trepanasyon Birşeyler yazmak en keyif aldığım uğraşlardan biri. Ama ne zamandır birşey yazamamıştım. Hayat insanın planladığı şekilde akmıyor. Yapmak istediklerimizi bazen erteliyoruz ister istemez. Benim için de öyle oldu. Son üç yıldır deli bir tempo içinde günde 5 saate varan ev-iş arası trafikten ötürü fazla birşey yazamaz, okuyamaz […]

Trepanasyon yakında bayiilerde   Yeni !



Tanıyanlar biliyorlar, kuzey ışıkları benim için her zaman çok özel ve mutlaka görülmesi gereken bir şey oldu. Sanırım ilk defa varlıklarını lise yıllarında iskandinav mitolojisine sardığım zamanlarda öğrenmiş ve böyle bir fenomenin varlığıyla büyülenmiştim.  O zamanlardan bir gün gelince neresi olursa olsun gidip ölmeden önce bu inanılmaz doğa olayını görmeyi kafama koymuştum. Aradan yıllar geçip de büyüyüp iş güç sahibi olup […]

Aurora Avcıları


1
Bugün epey bir günden sonra iş haricinde birşeyler yapmak için bilgisayar başına oturdum ve ufak tefek hard disk temizlik işlerini yapıp bir yandan online aktivitemi düşürdüğüm son bir haftada neler olmuş diye bakarken şu şahane karikatürü gördüm, buradan paylaşmak istedim.   Hepimizi ne güzel özetliyor değil mi? Çoğumuz kafamızda binbir hayal, yapmak istediğimiz binbir hobi dururken son derece zaman alıcı, […]

Vakit-sizlik



Yıllardır hayalimiz olan Alaska gezisinde ( ki yakında uzun bir blog yazısı geliyor gezi hakkında) 8 gün boyunca kara kışta dağ, tepe bayır tırmanıp gün doğumuna dek aurora avladıktan sonra nihayet eve geldik. gelir gelmez de California’nın yazı aratmayan baharı bizi karşıladı. Hem yorulmuş, hem evi özlemişiz. Ayrıca ben yemek pişirmeyi de çok özledim, Alaska’da sebze meyve bulmak zor. Yumurta, et […]

Anne Reçeli


3
Birkaç gün önce Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ydü. Her yıl olduğu gibi bu yıl da herkesler feminist kesildi, facebook’ta kutlamalar uçuştu, twitter’da ard arda kadınlar övüldü, yad edildi falan… Arada birkaç denyo “Emekçi Erkekler Günü neden yok ama, bu cinsiyetçilik değil mi peki?” diye sordu gene adet olduğu üzere. “Emekçi Erkek Günü”ne niye ihtiyacınız yok biliyor musunuz? Çünkü her tür profesyonel alanda, gerek […]

Saçı uzun, aklı kısa (mı?)



2
Bir süredir Türkiye haberlerini güncel olarak takip etmemeye çalışıyorum. Birkaç nedeni var, birincisi okuduğum her haberden sonra sinirim bozulması ve günlerce sürmesi. İkincisi zaten uzak olmak nedeniyle birşey yapamıyor olmak. Üçüncüsü de, orada olsam bile fazla birşeyi değiştiremeyeceğimi bilmek. Ayrıca, ABD vatandaşı olmaya ramak kalan şu günlerde artık burada yaşayan biri olarak buranın sorunları, buradaki gündemi takip etmeye çalışıyorum doğrusu. Türkiye’yi sevdiklerimin […]

Türkiye’de kadın olmak: #sendeanlat


Bu aralar sık yemek yapamıyorum. Yeni işe başladığımdan beri, evden işe hafta arası üç gün 54 mil (85 km) yol gidip geliyorum. Buralardaki trafik çoğu yerde İstanbul kadar olmasa da, Silikon Vadisi’nin trafiği İstanbul’u aratmıyor. İş saatlerinde, işten eve gelmek çoğunlukla 2 saati geçiyor.  Öyle olunca da eve gelince çok sevdiğim halde yemek yapacak hal pek kalmıyor. Genelde ya hafta […]

Pembe Soslu Karides



Her gün gazetelerde, medyada sağlıklı yaşam için pek çok öneri yayınlanıyor.  Kimi zaman birbiriyle de çelişebilen bu önerilerin hangilerinin doğru, hangilerinin aldatmaca olduğunu nasıl anlayabiliriz? Doktor ve epidemiyolojist Ben Goldacre, hızlı bir sunumla bize asılsız beslenme önerisi iddialarından ilaç endüstrisinin yaptığı aldatmacalara giden örneklerle, kanıtların nasıl saptırılabileceğini gösteriyor. Ben Goldacre, 1976 doğumlu İngiliz doktor, psikiyatrist, araştırmacı, yazar ve gazetecidir.  Bilimi […]

Ben Goldacre: Sahte Bilimle Mücadele Etmek